Günümüzde modern tıpla birlikte geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları da birer tedavi yöntemi olarak giderek daha fazla talep görmektedir. Bütüncül yaklaşımla insanın özgün ihtiyaçlarına ve sorunun kaynağına göre çeşitli alternatifler sunan geleneksel ve tamamlayıcı tıp hizmetlerini veren kurum ve kuruluşların sayısı her geçen gün artmakta ve kapsamı genişlemektedir. Artık birçok yerde karşımıza çıkan "sağlıklı yaşam merkezleri"nde spor ve beslenme danışmanlığı verilebilmekte, çeşitli alternatif tedavi uygulamaları yapılabilmektedir.
Ülkemizde uzun yıllardır farklı adlar altında alternatif tıp uygulamalarının yapılageldiği bilinmektedir. Bu uygulamalara ilişkin sürecin güvenli ve sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için Devletin (Sağlık Bakanlığı) bu alanı düzenlemesi gerektiğinde şüphe bulunmamaktadır. Bunlara dair standartların belirlendiği ilk düzenleme 29/5/1991 tarih ve 20885 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan "Akupunktur Tedavi Yönetmeliği"dir. Anılan yönetmelik, ülkemizde akupunktur tedavisinin, diğer tedavi metodlarında olduğu gibi bilimsel yöntemlerle yapılmasının esas ve usullerini düzenlemiştir. Daha sonra 17/9/2002 tarih ve 24879 sayılı Resmî Gazete’de Akupunktur Tedavisi Uygulanan Özel Sağlık Kuruluşları ile Bu Tedavinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır. Bu Yönetmeliğin amacı ise, fertlerin ve toplumun sağlığını korumak maksadıyla, ülkemizde akupunktur tedavisinin bilimsel yöntemlerle yapılması ve bu tedavinin uygulandığı özel sağlık kuruluşlarının açılmasına, çalışmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiştir. Böylece, giderek büyüyen bir sektör olarak akupunktur ile tedavinin özel sağlık kuruluşları (merkezleri) nezdinde düzenlenmesi sağlanmıştır.
Süreç içerisinde akupunktur dışındaki diğer geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları da yaygınlaşmış ve anılan son yönetmeliğin yerine geçmek üzere daha geniş kapsamlı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği (27/10/2014 tarih ve 29158 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak) yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmeliğin amacı, insan sağlığına yönelik geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama yöntemlerini belirlemek, bu yöntemleri uygulayacak kişilerin eğitimi ve yetkilendirilmeleri ile bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
Yönetmeliğin 8. maddesinde, ünitelerde (İlgili alanda sertifikası bulunan tabip ve/veya diş tabibi sorumluluğunda ve bu Yönetmelikte belirlenen uygulamaları yapmak üzere, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kuruluşları bünyesinde kurulan birimler), ekteki listede yapılabileceği belirtilen uygulamalardan başka işlem yapılamayacağı, uygulamaların hastalığın standart tedavisinin yerine geçecek ve devam eden tedaviyi aksatacak şekilde yapılamayacağı, tabip ve diş tabibi olmayan uygulama alanında temel eğitimi bulunan sağlık meslek mensuplarının sertifikalı tabip ve diş tabiplerinin gözetimi ve denetimi altında uygulamalara katılacağı kurallarına yer verilmiştir. 9. maddesinde ise, uygulamaların, Bakanlıkça yetkilendirilmiş ünite ile uygulama merkezlerinde ve ilgili alanda “uygulama sertifikası” bulunan tabip ve sadece diş hekimliği alanında olmak üzere diş tabibi tarafından yapılabileceği, uygulama alanında temel eğitimi bulunan sağlık meslek mensuplarının merkez ve ünitelerde sertifikalı tabiplere uygulamada yardımcı olabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yönetmeliğin Ek-3'ünde sayılan uygulamalar; akupunktur, apiterapi, fitoterapi, hipnoz, sülük uygulaması, homeopati, kayropraktik, kupa uygulaması, larva uygulaması, mezoterapi, proloterapi, osteopati, ozon uygulaması, refleksoloji, müzikterapi olup toplam 15 adettir. Bu yönetmelik sayesinde akupunktur dışında halihazırda arz ve talebi bulunan yaygın geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları düzenlenerek kontrol altına alınmıştır.
Son olarak, 28 Nisan 2026 tarihinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği yenilendi. Yeni düzenleme önceki yönetmeliğin yaklaşık 12 yıllık uygulanma sürecindeki tecrübeye bağlı olarak birçok yeniliği barındırmaktadır. Uygulama türlerine bir yenisi eklenmemekle birlikte, Yönetmelik Ek-2'de bu uygulamalar tablo haline getirilmiş, öncekine kıyasla daha sade olarak tanımlanmış, yetkili uygulayıcıları belirlenmiş ve uygulamaya özgü gerekli açıklamalar yapılmıştır. Alternatif tıp uygulamalarının yapılmasının, fiilî durumla uyumlu bir şekilde, tıp doktoru (hekim) tekelinden çıkarılması çok önemli bir gelişme olmuştur. Buna göre yeni yönetmeliğin 11. maddesinde, tabip veya diş tabibi dışındaki GETAT (Geleneksel ve tamamlayıcı tıp) uygulayıcılarının (Bakanlıkça tescilli sertifikaya ve ilgili alanda uygulama yapma yetkisine sahip olan kişi), ilgili mevzuatta belirtilen iş ve görev tanımları çerçevesinde uygulama yapabileceği düzenlenmiştir. Böylece yeni Yönetmelik sayesinde sektör ile ikincil düzenleme uyumlu hâle getirilmiştir.
